8 Mayıs 2020 Cuma

Devle ve Şecere - Bölüm 3

*** Devlet ve Şecere -Bölüm 3 ***

1. ve 2. bölümleri okuyanlar için...... Devamı,
Barış Manço şeceresi ile müzik hayatı ve Devlet terbiyesi ile müziğini daima Türk kimliğini ön planda tutarak 80 ülkeye seyahatler yaparak, Fahri Büyükelçi, Barış elçişi ve yaptıklarıyla, eserleriyle kurduğu barış köprüleri ile, Karamanoğulları Beyliğinden gelme tebaa’sı ve Devlet aşkı ile Devlet sanatçısı olmuş, Türk milletinin ve Devleti oluşturan tüm azınlıklarında sevgisini kazanarak dünya sanatçısı olmuştur.
Vezir Barış Manço’nun eserlerinden beyitlere bakarsak;

- Duyuyorum, biliyorum, görüyorum… Mevzubahis ‘Barış’ olunca susmak bilir mi ki kalbin sesi?
- ‘Manço’ denince sanar ki ‘sığır yavrusu’, rasyonel akıl emreder böyle, beyin ise dinler. Oysa ki Manço, nereden gelir, nereye gider? Neyi arar, kimde bulur? Nerede coşar? Filizlenir?
- Bu şecere uzaklarda bir yerlerde, Kara’dır, Karaman’dır. O simsiyah gecenin koynunda Kara Manço’dur. Aksak Timur’un titrettiği Beyazıt’tır, arkasındaki Karamanoğlu beyidir, Türk beyleridir. Özünde Anadolu’dur.
- Hissederler mi ki o Karamanoğlu aynı zamanda bir iken bindir? Yıldırım’ın kanıdır, kanındandır?
Fetih’e nail olmuş Mehmet’tir, Fatih’tir...
Dinler ise kalbin sesini, evlattır evlad-ı fatihandır.
Aynı Karamanço bugün Barış’tır.
Barış’a kucak açan uykudaki seyyahtır.
SIRlara katip, uyanışa girizgahtır.
ÖZ’de kaderdir, Kaderdedir...
İşte Şecere,
işte Dönence…
VAR OLUR , SIRLANIR, DÖNÜŞÜR, ve DEVAM EDER....

Barış ağabeyin yazdığı ve 2023'ü elli yıl evvelinden işaret ettiği bir başka bestesi de Dönencedir. Nihai hali ile aşağıda satır aralarını okuyarak verilen mesajı alabilirsiniz...
BARIŞ MANÇO - DÖNENCE (1981)
Dün çoktan döndü buralarda
Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum
Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum

Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Biliyorum dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Görüyorum dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Duyuyorum,görüyorum,biliyorum
Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Dönence
Duyuyorum biliyorum görüyorum dönence
Dönence gün dönende dönence
Bir gün gelecek dönence biliyorum….
Biraz inceleme ve araştırma yaparsanız Barış Manço'nun neden öldürüldüğünü de bulacaksınız....
Dönence ile de Devlet Kavramı ve Türk Gençliğine mesajımızı verelim;
SACAYAKLARI;
* Kan hafızası-Beyin hafızası-Maya

Devlet mehter yürüyüşü ile hareket eder her zaman
“iki ileri bir geri” ve her zaman ve her koşulda ilerleme stratejisi. Bu felsefenin mantığını Nasrettin Hoca’nın eşeğe ters binme hikayesinin felsefesinde bulabilirsiniz.
Kalp de böyle çalışır ritmik anlamda .
Anadolu mayası yüreğinde gizlidir devlet dediğimiz kutsalın.
Kalp iyi incelenirse fiziki ve sufistik anlamda , anlamlara önem & değer katar..
Her şey KELEBEK etkisinde gizli - içimiz & dışımız kelebek etkisi ile yaşar ve var olur - kutsal bir el başlatır kelebek etkisini..
Canlı & cansızların eli ancak bumerang etkisi oluşturabilir.
Biri yapay biri doğal
Batı bumerang etkisine & TÜRK kelebek etkisine sarılır.

Mehter yürüyüşü * Kalp ritmi * Anadolu mayası - DEVLET.
İki ileri giderken iki defa ileri bak, bir defa geri git , git ki geriyi – geçmişi de unutma gör demek / “ceddin deden neslin baban unutma” gibi.
Yüreğimize yüreklere sarılırsak kurtuluruz bu badirelerden der savaşçı, her savaşta bir Barış & her Barışta bir savaş vardır!
* BARIŞ ve SAVAŞ MANÇO adına..*
Yüreğimle yazarsam bunlar, aklımla yazarsam sizin sorularınıza cevaplar çıkıyor ..
Yüreğim DEVLET’ten, aklım milletten diyelim.
Formül & kodları ben size veriyorum, uygulama ve sebep – sonuç ilişkilerini alma sizde...

Kalp ritmi & Anadolu mayası & mehter yürüyüşü = DEVLET 
DEVLET'i  en iyi anlatan bu triodur, SAC AYAKLARIDIR.
Bu üçlüyü ayrı ayrı anlatmamız, detaylandırmamız lazım ki neticede devlet ortaya çıksın, iki ileri bir geri. Tersi olsa idi geri giderdik her zaman ki varoluş doğasına aykırı...

Maturidi - Ahmet Yesevi- Farabi- Hacı Bektaşi Veli- Hacı Bayram Veli....
* Devlet Göktürk'tür, Selçukludur, itikatta Maturidi, amelde Hanefidir. Osmanlı’nın gölgesinde var olup vücut bulan , Cumhuriyetle taçlanacak olan,
1071 – 2071, bin yıllık bir uykudan uyanışın sembolüdür.

* Doğumun başı yazılır
1919 – 2019
1923 – 2023
1071 – 2071 gibi,
Büyüme süreci izlenir....
1929 büyüme evresidir, evrilerek büyüyen.
Var olup vücut bulan da Doğum anıdır...

* En tepeden en alta her tohum var olur, maya ile de vücut bulur Devlet adına.
Kan hafızası yok olmaz mayasında ÖZ’ünde; bulunduğu alanı, ANADOLU’YU sahiplenir… 
“Akıl hafızası” tohumdur birken bin, binken milyon kere çoğalıp ÖZ’ünü korur…
Kan hafızası DEVLET'tir.
Aslolan DEVLET ise gerisi teferruattır.

Şimdi dinleme ve mesajları alma zamanı sizde..
Anadolu mayası kalemci değil Kelamcıdır, lafı uzatmamak lazım vesselam,

E. U.
19.09.2009 
Baku-AZERBAYCAN

Devlet ve Şecere - Bölüm 2

*** DEVLET ve ŞECERE - Bölüm 2 ***
1. bölümü okuyanlar için devamı....
1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti ve 700 yıl sonrasında vefat eden Türkiye’nin en büyük sanatçısı Barış MANÇO......
Barış MANÇO ve ağabeyi Savaş MANÇO Karamanoğulları’nın en son torunları idi.
4 Mayıs 1959 günü vefat eden baba Hakkı Manço’nun elinde eski Türkçe bir aile ağacı vardır ve arada sırada bunu gösterip aile üyelerine anlatırmış. 1962’de abi Savaş Manço 1963’te de Barış Manço’nun Belçikaya göçü sırasında bu çok kıymetli belge de kaybolur. Belgenin aslının kardeşlere anlatıldığına göre, İbrahim bey 1424’te Karaman (Latin’ce Caramania) beyi olur. 1464’te vefat ettiğinde ardında 4 oğul bırakmıştır: İshak, Kasım, Pir Ahmet ve Osman. 3 ağabeyinin yetişkin olmalarına karşın Osman o gün henüz 10 yaşındadır. Kasım bey, Fatih Sultan Mehmet’in küçük oğlu ve II. Beyazıt’ın kardeşi Cem Sultan’ın en yakın arkadaşıdır ve onu Vatikan sürgününde de yanlız bırakmaz. Cem Sultan’ın Papalık’ta, bir söylentiye göre Lükres Borjiya, başka bir söylentiye göre de hizmetinde çalışan berberi tarafından usturasına sürdüğü ilaç ile zehirlenmesinden sonra Fransa’ya geçen Kasım bey silahının gücüyle yaşamını sağlar ve soyluluğunu korur. Bugün gerçi Güney Fransa’da, DoğuPirene’lerde şarapçılık ile geçinen Caramany adlı bir köy varsa da, Karaman silahşörleri, biraz da “göçmen” olduklarından ve “hristiyan asıllı” olmadıklarından olsa gerek, “Bey – Prens, Dük. Kont, Marki” gibi soyluluk ünvanlarını taşımış olsalar bile genelde “fakir soylu” kalmışlardır. 17’nci yüzyılda ise bir Caraman Prensi zengin bir Chimay Prensesi ile evlenir ve bundan böyle Caraman-Chimay Prensliği olarak günümüze kadar devam eder. Bu adı taşıyan büyük şato şimdiki Belçika’nın güneyinde, Fransa sınırı yakınındadır ama şatoda kimse 1500 yılından önceki tarihleri hakkında bilgi verememektedir. (İslam geçmişlerini saklamak istiyorlarmış veya zamanında bu onlara yasaklanmış gibi..!)
Gelelim geride kalanlara; İshak bey 1465’te vefat eder. Fatih’in veziri Gedik Ahmet Paşa 1471’de Karaman beyliğinin güney vilayetlerini alır. O zaman 17 yaşında olan Osman bey de Alanya’da esir düşer ve Gedik Ahmet Paşa’dan aman dileyerek Osmanlı hizmetine girer. Fatih Sultan Mehmet’te Osman Bey’e, bugün Arnavutluk ve Makedonya sınırları içinde bulunan, Vardar nehrinin güney-batısındaki o zaman Serfice denilen bölgede (Selanik değil) 1000 sipahilik bir uçbeyliği bahşeder. Böylece 1471 yılında, Karaman zade Osman bey ve ahfadının 4 asrı aşan sürgünlük süreci başlar. Karamanzade Osman bey gençliği ve iyi davranışlarıyla bölgede sempati topladığı için Ailenin adına, yerel bir sevgi eki olan “ço” gelir, pehlivan Kel Aliço’da olduğu gibi… Karamanzade Osmanço beyden sonra aile Karamanço zadeler diye anılmaya başlar...
1875 Yugoslav isyanlarında, yani sürgünlüğün tam 404’üncü yılında, o zamanın Karamanço zadeleri, yanlarında 2 oğulları Abdi (4) ve Avni (2) ile, dedelerinden kalan zenginliklerden kaçırabildikleriyle İstanbul’a göçederler. Abdi bey Mekteb-i Mülkiye’de (Bugünün Ankara Üniversitesinin Siyasal Bilgiler Fakültesi- Cumhuriyet’ten önce Istanbul’da idi) okur. Sınıf arkadaşı Macit bey (daha sonra en son Osmanlı Büyük Filistin eyaleti Genel Valisi olan Macit Paşa’dır. 1918’deki Osmanlı Büyük Filistin eyaleti hemen hemen bugünkü bütün Arap yarımadasını kaplıyordu. İstanbullu ve Osmanlı sarayına yakın bir ailenin oğludur Abdi Bey. Konaklarında karşılaştığı, Macit beyin en küçük kızkardeşi Nimet hanıma (Barış Manço’nun “Gülpembe” ve “Süper Babanne” şarkılarının ilham kaynağı) aşık olur ve onu ağabeyinden ister. Apti bey ile 1881 doğumlu Nimet Hanımın aralarında 10 yaş vardır. Böylece Karamanço zade Mehmet Abdi bey, zamanın Esvapçıbaşı’sının kızıyla evlenir. Apti bey eğitimcidir, İstanbul’da 2 özel lise ( Leyli ve Nehari Hadika-ı meşveret) kurup işletmiştir. Bu arada servetini toprağa yatırır ve Kadıköy’de, Kuşdili deresinden bir yanda Göztepe tren istasyonuna, öte yandan da eski sarayın duvarına (Fikirtepe’nin Kuzey – Kuzeydoğu arkası) kadar gelen geniş araziyi satın alır. Doğu illerinde 20 köprü yapmak üzere Devlet’e karşı yükümlenen 2 inşaat mühendisi arkadaşı işlerini bitiremeyip iflas edince, bütün toprak varlığı ile onlara kefil olmuş olan Barış Manço’nun babası Hakkı Manço iflaslar karşılığı tüm topraklarını kaybeder ve 4 Mayıs 1959 tarihinde beyin kanamasından vefat eder. Bugün 1.000.000 kişi o bölgede yaşıyor. O bölgede bulunan Abdi bey, Hakkı bey, Hilmi bey, Nezih bey ve Mançolar sokakları, 1940 – 1945 arasında arazide yapılan ilk parselleme çalışmalarından kalmadır. Barış Manço’nun babanesinin evliliği; Başlangıçta Kızıltoprak’ta, tren yoluna ve köprüsüne bitişik bir köşkte, daha sonra da Ziverbey yolunda, kendi toprakları üzerinde yaptırdıkları beyaz boyalı büyük köşkte yaşarlar. Evliliklerinden 8 çocuk doğar ama 1913’de, Abdi bey’in vefatında ancak 4’ü hayattadır: sırasıyla Raife hanım (1897), İsmail Hakkı (babamız, doğumu İstanbul 1901), Hilmi (1903) ve Nezih (1906) beyler. Nezih beyin kız ikizi Nezihe bebekte dizanteriye kapılıp 6 yaşında (1912), babasından 1 yıl önce yaşama veda etmiştir. Babaannenin 17 yıl kadar süren ama çok mutlu evliliğinden kalan en güzel ve en gurur duyarak anlattığı anısı, telefonun İstanbul’a ilk gelişidir: Gülpembe babaanne “Evimde telefon vardı ama kullanamıyordum” der imiş Barış Manço’ya. O zaman İstanbul’a 6 numara vermişler: 1 Saray’a, 3 Başnazıra (şimdiki Başbakan), 2 ise Karamanço zade Abdi beyin evine: “Telefonu kaldırdığımda ya Padişah’ın sarayıyla ya da Başnazır’ın köşküyle konuşmak zorundaydım!” der Abdi Bey ve 2 numaranın kendi evinde olmasından da müthiş gurur duyar… İsmail Hakkı ve Hilmi beyler, babaları Apti beyin sağlığında tam birer Bey oğlu gibi yetiştirilmişlerdir öyle ki her birinin çocukken atları ve seyisleri bile olmuştur. 1914 başında ise İsmail Hakkı Bey’e verem teşhisi konur. Dul ve 4 evlat acılı anne hemen kararını verir, o zaman verem tedavisi sadece İsviçre’de, o da çok az garantili olarak yapılabilmektedir. Böylece İsmail Hakkı bey henüz 13 yaşında bir çocuk iken, dilini bilmediği bir ülkeye ve yanlız başına, meşhur Orient Express’e bindirilerek yollanır. Zaman, Birinci dünya harbinin başlamasına rastlamaktadır ve birbirlerine düşman devletlerin çocuklara bile casusluk yaptırdıkları zamandır. İsmail Hakkı bey ise ilk defa gördüğü istasyon isimlerini günlüğüne yazmaktadır. Bu yüzden Macaristan’da tutuklanır ve 3 gün sorgudan sonra suçsuzluğu anlaşılır, serbest bırakılıp başka bir trenle yeniden İsviçre’ye yolcu edilir. İsviçre’de, Mondorf sanatoryumuna geldiğinde doktorlar; “Oğlum, sende bağırsak şeridi var,burada kalırsan gerçekten vereme yakalanacaksın!” diye hastaneden gönderirler..Bu arada harpte başlamıştır. 1914 – 1918 arasını ve arkasından gelen Kurtuluş savaşını İsviçre’de “enterne” olarak geçirir ve 1924 yılında ülkesine, gencecik, yepyeni Türkiye Cumhuriyetine, Almanca – Fransızca – İngilizce konuşan, Lozan yüksek ticaret okulu diploması sahibi, 23 yaşında bir yetenek olarak döner ve hemen Ziraat bankası İzmir müdürlüğüne atanır. İsmail Hakkı bey giderek aynı bankanın Genel müdürlüğüne kadar yükselir. Aynı zamanda Köy Kredi Kooperatifleri’nin ve Umumi Mağazalar’ın kurucusu olmuştur. İkinci dünya savaşı başladığında da, kendi isteğiyle serbest meslek sahibi olmuştur. Ancak 6 yıl süren genel savaşın ve onun arkasından yaşanan güç yılların içinde girdiği işler ters gitmiş aile zenginliğini elden çıkartmak zorunda kalmıştır. 4 Mayıs 1959 günü Hakkı Bey’in vefatında, Kadıköy, Karacaahmet kabristanındaki Manço aile bahçesi dışında, bir karış toprağı kalmamıştır. Bu arada Cumhuriyet tüm eski asalet unvanlarını yasaklamış ve Karamançozade’nin “zade” kuyruğu gitmiş. Soyadı kanunu çıktığında da, kara sözcüğünü sevmeyen İsmail Hakkı Bey, Karamanço’nun “kara” başını (Kellesini !) kesmiş ve sonuçta soyadı olarak sadece “Manço” sözcüğünü benimseyip almıştır....
Görüntünün olası içeriği: 2 kişi  
Devamı üçüncü bölümde...
Aşırı doz rahatsızlık verebilir ...
Ümit Var Olun, Kan Hafızası Geliyor. İlahi Adalet Tecellisi Ebedidir ANAdolu'da .
29.05.2009
Ashgabat- TURKMENISTAN

Devlet ve Şecere - Bölüm 1

---- DEVLET ve ŞEÇERE 1 -----
DEVLET’te ŞECERE esastır. Şecere sadece soy takip etmez, aynı zamanda hizmet takip eder, yani biri sadece “soy ayrıcalıklı” olarak haksız bir ayrıcalığa tabi tutulmaz. Hatta bu hizmetleri nedeniyle “sancak” teslim edilen ve koruyan aileler vardır.
“Devlet varsa madem bu nerede ve kimdir?” soruları sorulur ki akla ziyandır, herşeyden önce Devlet tekil değil ortak bir akıldır! Devlet kişiler değildir, Devlet bir “AKIL”dır. Türk Devleti’de dünyada mevcut iki güç arasında “Denge Noktasıdır”. Oyun kurucu değildir. Devlet her istediğini yapacak kadar güçlü değildir (Ekonomik, siyasi, sosyolojik neden ve dengeler). Haliyle madem Devlet var neden öyle,böyle soruları anlamsız olsa da sorulur..
Türk Devleti olarak dünya dengeleri ve bu güçler içindeki yerin belli. Oyun kurucu değilsin ve denge noktasısın. İttifak yapmak, denge gütmek zorundasın! Tam da bu politikalar neticesinde yaklaşık 100 yıl önce ağaç kökünden kesilecekken budanan ağaç tekrar yeşerdi ve kök saldı. Bunu da MUSTAFA KEMAL gibi sabırlı, akılcı, realist politikalar izleyen neferlerine borçludur. Rahmet olsun.
Denge Politikası’nın mucidi biz değiliz. Ancak, en iyi uygulayanlardan biriyiz (300 yıllık tarihi süreç baz alınarak). Devlet 40 yıllık bir şoförün araç kullanma tecrübesidir, şoförün fiziki eli, ayağı aracı rotada tutmaya yetmez… Devletin görünen ve görünmeyen yüzleri vardır ki bu şekilde var olur, dönüştürür, devamlılığını sağlar. Devamlılık için esası ve görünenlerden en önemli mevkiilerden sacayağının bir tanesi Vezirdir. Orhun Yazıtlarında ve ilk yazılı belgelerin olduğu Tonyukuk anıtlarında yazılı olanlar, yüzyıllara ve geleceğe ışık tutmuştur. Vezir Tonyukuk kök Devletin anahtar konumunda büyüme, güçlenme, yayılma stratejilerinin temelini oluşturmuş, Malazgirt meydan muharebesi ile Büyük Selçuklu Devletinin Anadolu’da yayılması ile başlayan süreç içerisinde teba’ya bağlı ve bağımlı beylikler tanzimatlar yapmış, Kayı boyu şecereli Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşunda Asya’dan sürdürülebilir devamlılık esası ile en önemli konumlarda yer almıştır. Karamanoğulları Beyliği de Asya merkezli tarihi açıp kapatacak olan bir beylik olarak Çınarın dallarını ara ara budayıp, Timur Türkmenin Angarayı fethi sonrası gelişmeler içerisinde Osmanlı ile ters düşerek Balkan ve Adriyatik coğrafyasına yayılmıştır.
Son Karamanoğulları bu yüzyılda da görünen ve görünmeyen kişileri kurumları ile devamını sağlamaktadır.
KİMDİR BU KARAMANOĞULLARI ??
Karamanoğlu Mehmet Bey, Karamanoğullarının ikinci beyi olan Kerimüd-din Karaman Bey’in oğludur. Karaman Bey’in ölümünü müteakip yerine Selçuklu Sultanı Rukneddin Kılıçaslan kendisinin güvendiği vezirlerinden Hutenoğlu Bedreddin İbrahim’i Karamanoğullarının başına getirip ondan, Karaman Bey’in Oğullarını yok etmesini ister. Hutenoğlu Bedreddin İbrahim, Larende’ye gelip oturur ve Karamanoğlu Mehmet Bey’i annesini ziyarete geldiği bir sırada Yerköprü’de yakalayarak Konya’daki Gavele kalesine hapsettirir. Mehmet Bey bu sırada 18 yaşlarında idi. 1264 yılında Rukneddin Kılıçarslan ölüp, yerine küçük yaştaki oğlu lll. Gıyaseddin Keyhüsrev başa geçer. Bu sırada Vezir olan Muiniddin Süleyman Pervane’nin yardımıyla hapisten çıkan Karamanoğlu Mehmet Bey, 1264 yılında Ermenek’e gelerek buradaki Karamanoğullarının başına geçer. Bir yıl süre ile Konya’da oturur ve bu süre içerisinde çevresindeki adamları ile birlikte her gün Mevlana’yı, Dergahı ziyaret eder ve ondan feyz alır. Konya’yı ele geçiren Mehmet Bey Selçuklu tahtına sultan olarak oturmaz, Selçuklu Sultanı ll. Keykavus’un oğlu Siyavuş’u 12 Mayıs 1277’de tahta geçirir. Bu zaferden sonra Mehmet Bey Konya hazinelerini Karaman’a taşır. Karamanoğlu Mehmet Bey’in Konya’yı ele geçirmesi, dağılan kabilelerin toparlanmasına vesile olmuş ve kısa zamanda çevredeki bazı beylikler (Eşrefoğulları, Menteşeoğulları ve Saruhanoğulları) Karamanoğullarının hakimiyeti altına girmiştir. Mehmet Bey bundan sonra uç Türkmen beyliklerinin başına kardeşi Mahmut Bey’i göndererek, Tarsus-Adana, Adana-Konya ve İç Anadolu ticaret yolunun düğüm noktası olan Gülek Boğazındaki Gümrük Teşkilatının ve orada bulunan Garnizonun ele geçmesini sağlamış ve Venediklileri, Cenevizlileri ve Ermenileri vergiye bağlamıştır. Karamanoğlu Mehmet Bey Konya’ya Selçuklu Sultanı Sultan İzzeddin Keykavus’un oğlu Gıyaseddin Siyavuş’u başa bir strajei dahilinde geçirir ve kendisi de VEZİR olur.
Mehmet Bey Konya’yı ele geçirip, Siyavuş’u Selçuklu tahtına geçirdikten sonra 13 Mayıs 1277 tarihinde Konya önünde aktedilen bir toplantı ile Türkçe’yi resmi dil olarak ilan eden fermanını yayınlar. (Bu ferman gelecek olan bir imparatorlugunda altyapısını oluşturur)
Karamanoğlu Mehmet Bey’in fermanı İbni Bibi’nin Evamirü’l-Alaiyye adlı Farsça eserinde Farsça olarak yer alır. İbni Bibi’nin eseri Yazıcıoğlu Ali tarafından Tevarih-i Al-i Selçuk adıyla 15.yüzyılda Türkçeye çevrilir. Çevirinin yazması, Topkapı sarayı Revan bölümü, 1391 numarada kayıtlıdır. 13.yüzyılın dil özelliklerini yansıtan bu yazmadaki ferman aşagıdaki beyitlerdeki gibi imparatorluğun zeminini hazırlamaktadır.....
Şimden girü hiç kimesne kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda Türki dilinden gayri dil söylemeye”
1238 ‘de, Selçuklular’ın İranlaşması karşısında, Karamanlıların atası, Nure Sofi’nin de katıldığı, Türklüğün savunması denilebilecek, Kırşehir’in Maliya Ovası’nda gerçekleşen savaş, Karaman-Oğulları’nın Anadolu’da verdikleri mücadelelerin ve değerlerin korunması savaşının en açık delilidir.
Karamanoğlu Mehmet Bey, Anadolu’da Türklüğün, mücadelesini vermiştir. 1277’ de yayınladığı fermanın özünde, bir milletin birlik-beraberliğinin ilk adımının, DİL birliği olduğu vurgulanır.
Orta Asya’dan Anadolu’ya göçen, burada devlet ve beylikler kuran Türk boylarının, başka milletlerin değerlerini kabullenip, kendi öz yapılarını terk etmeye yöneldikleri bu dönemde, sadece Karamanoğulları’nın, Türk değerlerine bağlı kalma savaşı vermeleri ve Karamanoğlu Mehmet Bey’in Vezir görevi ile bu gerçeği, tarih sayfalarına fermanıyla yazması, Anadolu Türk tarihinin en önemli adımlarındandır.
Bugün Anadolu’da Türk değerleri yaşıyorsa; Türkçe çeşitli devirlerde, insafsız saldırılara uğramasına rağmen, hala dipdiri ise, bunda Karamanoğulları’nın mücadelelerinin ve yeni kurulacak bir imparatorluğun temellerini atan Selçuklu Sultanı ll. Keykavus’un oğlu Siyavuş’u tahta çıkaran ve Devletin veziri olan Karamanoğlu Mehmet Bey’in sayesindedir.
Moğolların istilaları ile Mut, Ermenek bölgesine gelen vahşi koloniler ile 1280 yılında yapılan muharebede Vezir Karamanoğlu Mehmet Bey iki kardeşi ile beraber şehit düşmüştür. Şehit düşen Mehmet Bey’in başı kesilerek Konya’ya götürülür. Mezarı Balkasun köyü Karamandadır.
Şecere devam ederek Kayı boyları Candaroğulları ile beraber Seyh Edebali’nin duasıyla yeni bir imparatorluk 1299 yılında Söğütte kurulur...
700 YIL SONRASINDA SON KARAMANOGULLARI -
İkinci bölümde anlatacağız...
19.05.2009 
Astana-Kazakhstan

Devlet ve Şecere - 2023

*** DEVLET ve Şecere - 2023 ***
Barış Manço – Kayaların Oğlu (Ekim 1973)
Albüm Adı 2023
1923’ün ılık bir ekim sabahında
Kayaların toprağa dikine saplandığı yerde doğdum
Toprak anayla kaya babanın oğluyum ben
Toprak anam sevgi dolu, bereket dolu
Toprak anam sessiz, ama toprak anam dopdolu
Toprak anam, Toprak anam , ANADOLU.
Babamsa sağı solu belli olmaz
Bir gürledimi yer yerinden oynar
Göğsünde çatırdamalar olurmuş
Onun için derdi, onun için sayısız irili ufaklı
Kaya parçaları vardır bu topraklarda … Ve sen benim oğlum
Ve sen kayaların oğlu
Bu taşı toprağı bir arada tutacaksın
Kolay değil kayaların oğlu olmak
Kuzeyden esen rüzgara , Güneyden gelen kavurucu sıcağa
Karşı koruyacaksın onları
Kolay değil, kolay değil
Kayaların oğlu olmak
2023’ün ılık bir ekim sabahında
Bacaklarımda hafif bir uyuşma ile uyandım
Ve sankı yüz yıllık ulu bir çınar gibi
Kök salmaya başladım o sabah
Ve ilk kez sağımda solumda asırlardır
Durmakta olan diğer çınarları farkettim
Doğudan hafif bir seher yeli yükseldi
Ve asırlık çınarlar benide aralarına aldılar
Ve 2023’ün ılık bir ekim sabahında
Yeni bir kayaların oğlunun doğuşunu
Beraberce seyre koyulduk…
TÜRK GENÇLİĞİNE HİTABE içerisinde SIRLANAN ve Barış Manço üstadın yazdığı bu şiir Devleti anlatır, anlayana...
2023’ün gerçek sahiplerinin kim olduğunu ispatlarcasına..
Anlamak isteyenlere mesajın bir kısmını iletelim...
Sağ Ol, Var Ol Efendi 
Görüntünün olası içeriği: Erdem Ulas, gülümsüyorGörüntünün olası içeriği: 1 kişi, gülümsüyor
Erdem ULAŞ 
1 Şubat 2009
Almaata-Kazakhstan